Çarşamba, Eylül 06, 2006

Kleptomanik Düşler

Rutubet kokulu soğuk evde, cam kenarındaki iskemlesinde oturuyordu yaşlı adam. Öylece, kıpırtısız dışarı bakıyordu. Merak etti ve gitti yaşlı adamın yanına. Çöktü sandalyesinin kenarına birşeyler söyler umuduyla. An sekmedi ki konuşmaya başladı yaşlı adam:
- Bir kentten sokaklarını istedim verdi. Bir ağaç yaprağını, bir gün güneşini verdi bana. Sonra düşündüm: "Arsızlık bu! Artık isteyemem hiç kimseden hiç birşeyini, çalmalıyım artık onurumla"
Sonra ilk hırsızlığımı yaptım; bir kadının kokusunu çaldım ve sonra bir çocuğun ellerini. Hoşuma gitmişti çalmak ve böylesi yaşamak. Artık istediğim herşeyi çalıyor, kendime ekliyor, ve asla geri vermiyordum. Bir gün bir balığın pulunu, diğer gün bir çiçeğin rengini...
Doymadım asla. Yetmedi çaldıklarım bana. Kimi benliğimi doldurmazken kimi taşıyordu çünkü. Sonuçta hiçbiri yakışmamıştı ruhuma...
Şimdi oturup şu pencereden; kuru bir otun ince sapını, yaprağın rüzgarda titreyişini, kargaların siyahlığını izliyorum bütün gün. Herşeyin "kendine ait" haliyle güzelliğini keşfediyorum defalarca. Yaşamımın sonunda; bir karganın titreyişi, bir yaprağın sapı, bir otun siyahlığı değil; herşeyin yerli yerinde; olduğu gibi oluşu bana huzur veren...
Sustu yaşlı adam. Yine dışarıyı seyretmeye daldı. Kalktı iskemlenin yanından ve onu orada öylece bıraktı. Dışarı çıktı. Yaşlı adamın söylediklerini düşünüyordu.
Yaşlı adam ona çaldıklarını mı anlatmıştı; yoksa çalınmış -kendine ait olamayan- hayatını mı?....


Anarres



0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home